Türkçe Yardım Forumu Servisi ( www.webyardim.org ) 2008 - 2017

Hoşgeldiniz!, Misafir
3499 Gündür yayındayız Toplam Mesajınız: 16777215
 
AnasayfaAramaSSSHtml Deneme AlanıTopListKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Tüylü Kaçak izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:47 pm

» Cesur tom ve sihirli ayna izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:46 pm

» GEzegen 51
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:45 pm

» Büyüler Evi Sihirbaz kedi izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:42 pm

» Seni Seviyorum Adamım izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:40 pm

» Olmaz böyle şey izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:39 pm

» Sen benim herşeyimsin izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:38 pm

» Kral berber izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:38 pm

» Sessiz Yalanlar izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:37 pm

» Küçük ortak izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:36 pm

Kimler hatta?
Toplam 17 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 17 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 163 kişi C.tesi Nis. 03, 2010 9:02 pm tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 'Fareler mahkumların...'

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Blackdream
Yönetici
Yönetici
avatar

Erkek
Zodyak : Akrep
Mesaj Sayısı : 56277
Yaş : 31
Nereden : Bursa
İş : Makine Teknikeri
Kayıt tarihi : 24/01/08
Rep Puanı : 28
Rep Puanı : 231948

MesajKonu: 'Fareler mahkumların...'   Ptsi Nis. 08, 2013 11:45 am

Rapordaki skandal ifadeler









T24'ten Hülya Karabağlı'nın haberine göre, cezaevleri İnceleme ve İzleme
Komisyonu'nun hazırladığı raporda Adana Karataş Cezaevi'nde mahkûmların
yaşam koşulları aktarıldı

Cezaevleri İnceleme ve İzleme
Komisyonu üyeleri Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Manisa Milletvekili
Özgür Özel, Muğla Milletvekili Nurettin Demir’in hazırladığı rapora
göre, Adana Karataş Cezaevi’nde mahkûmlar çok kötü koşullarda
yaşıyorlar. Mahkûmlar koğuşlarda bir masa olmaması nedeniyle ranzalarda
yemek yiyorlar. Mahkûmlar, çok ciddi biçimde fındık farelerinin tehdidi
altında yaşamaya çalışırken, bir hükümlünün kulaklarının kemirildiği
belirtildi. Koğuşlar ise çok pis. Yer sıkıntısı nedeniyle üç katlı
ranzalarda yatıyorlar.

Adana E Tipi'nde ise, 650 kişilik cezaevi
ilavelerle 1.200 kişiye çıkarılmış. Ancak şu an cezaevinde bin 453 kişi
var. Kalabalık yüzünden yerde yatanlar var. 14 kişilik koğuşlarda 18,
bazen 22 kişi kalıyor. Yoğunluk yüzünden kapalı görüşler 10 dakikaya
kadar düşüyor. Kapalı görüşün gerçekleştirildiği camlar çok kirli ve
konuştuğunuz kişiyi görmekte zorlanıyorsunuz.

Veli Ağbaba, Özgür
Özel, Nurettin Demir 22 Mart’ta Adana E Tipi ve F Tipi Cezaevleri ile
Karataş-Adana Kadın Cezaevi’ni ziyaret etti. Adli tutuklular ile tutuklu
bulunan öğrenci ve gazeteciler ile görüşmeler yaptı.

'Pozantıyı haber yapan gazetecilerin tutuklu olması manidar'


CHP
heyetinin, Adana'daki Cezaevleri’ne ilişkin raporunun 'genel
değerlendirme' bölümünde, Pozantı Cezaaevi gerçeğini ortaya çıkaran
Mersin İHD Başkanı Ali Tanrıverdi, olayı yazan gazeteciler Zeynep Kuriş
ve Ferhat Aslan hakkında ayrıntılı bir değerlendirme yapılarak şöyle
denildi:

-Adana’da 3 cezaevini ziyaret eden CHP Cezaevi İnceleme
ve İzleme Komisyonu üyeleri, Adana E Tipi Cezaevinde 4 tutuklu bir
hükümlü, Karataş Kadın Cezaevinde 6 hükümlü bir tutuklu, Adana F Tipi
Cezaevinde 6 tutuklu olmak üzere toplam 11 tutuklu ve 7 hükümlü ile
Heyetimizin görüşmüş olduğu tutuklular arasındaki Ali Tanrıverdi, Ferhat
Arslan ve Zeynep Kuriş hakkında ayrı bir değerlendirme yapılması
gerekmektedir.

-Pozantı cezaevinde yaşanan insanlık dışı
uygulamalar, taciz ve tecavüz olayları hakkında Adalet Bakanlığı’na
defalarca başvuru yapan Mersin İHD Başkanı Ali Tanrıverdi’nin, bu konu
hakkında haber yaparak kamuoyunun gündemine gelmesine hizmet eden
gazeteciler Zeynep Kuriş ve Ferhat Arslan’ın cezaevinde tutuklu
bulunması manidardır.



'Pozantı olayında bazıları terfi ettirilmiş'


-
Adalet Bakanlığı tarafından bu iddiaların gerçekliğinin
kabullenilmesine rağmen tek bir görevlinin ceza almaması ve hatta
bazılarının terfi ettirilmesi durumu heyetimizin dikkatini çekmiştir.
Konuyu aydınlatmaya çalışanlardan iki gazeteci ve bir insan hakları
savunucusunun sadece Pozantı Cezaevi konusunu gündeme getirmelerinin
KCK’nın emri doğrultusunda yaptıkları iddiası ile cezaevinde olmaları
Türkiye’de tutuklanmaların ne hale geldiğinin göstergesi olarak
değerlendirilmelidir.

CHP Heyetinin üç cezaevine ilişkin değerlendirmeleri şöyle:

Adana
E Tipi Cezaevi: Adli tutukluların bulunduğu bu cezaevi 650 kişilik bir
kapasite ile inşa edilmiş. Sonraki ilave binalar ile kapasite 1.200
kişiye çıkarılmış. Ancak şuan cezaevinde 1.453 kişi bulunuyor.
Kapasitenin üstünde bu kadar kişinin olması cezaevindeki yaşamın belki
de en temel sorunu. Çünkü cezaevinde yer bulunmadığı için yerde yatanlar
mevcut. 14 kişilik koğuşlarda 18, bazen 22 kişi kalabiliyor. Bu
yoğunluk nedeniyle kapalı görüşler sıkıntılı ve süre 10 dakikaya kadar
düşüyor. Kapalı görüşün gerçekleştirildiği yerdeki camlar ise çok kirli
ve konuştuğunuz kişiyi görmekte zorlanıyorsunuz.



'Mahkûmlara dini ağırlıklı kanallar'


Cezaevinin
bir diğer önemli sorunu; temizlik ve hijyen. Çünkü sıcak su haftada bir
kez veriliyor. Kış aylarında bir kez ve yaz aylarında bir kez olmak
üzere kıyafet alınabiliyor. Elbiselerin değiştirilmesine izin
verilmiyor.

Tıp doktoru olan bir hükümlü, sağlık hizmetlerine
ulaşmanın zor olduğunu, revirin ikinci katta olmasının sıkıntı
yarattığını, gece nöbetçi doktor olmadığını ve kalp krizi geçiren
birinin kurtarılmasının mümkün olmadığını belirtiyor.

Cezaevindeki
bir diğer sorun alanı muhalif gazete ve dergiler ile TV kanallarının
bulunmaması. Örneği, Birgün ve Aydınlık gazeteleri verilmiyor. Cem, Yol,
İMC TV yayınları yok. Bunun yerine ise yoğun olarak dini kanalların
bulunduğu belirtiliyor.

Karataş-Adana Kadın Cezaevi: Küçük
çocuklar için her gün süt ve cici-bebe verilen cezaevinde, genel olarak
cezaevi yönetiminin olumlu bir tavrı mevcuttur. Ancak, kadın
cezaevlerinde en genel sorunlardan biri olan bebek ve küçük çocukların
annelerinin yanında kalmalarından kaynaklı karşılaştıkları zorluklar bu
cezaevinde de yaşanmaktadır. Küçük çocuklarının taleplerini
karşılayamayan annelerin ve çocukların psikolojik olarak içine
düştükleri durum vahim düzeyde.



'Çocukları cezaevinde tutmak çok zor'


Örneğin,
bir anne 3 yaşındaki kızının koğuş kapıları açıldığında dışarı çıkmak
istediğini söylüyor ve bunun mümkün olmaması nedeniyle zorlandığını
aktarıyor. Başka bir anne aynı konudan yakınıyor ve çocuğunu içeride
tutmanın çok zor olduğunu ifade ediyor. Bir diğeri, kayınpederinden
maddi yardım alamadığı zamanlarda bebeğinin bezini devletin verdiğini
söylemekte.

Cezaevinin genel koşulları ise çok kötü. Koğuşlarda 1
masa bulunması sebebiyle ranzalarda yemek yeme zorunda kalınmaktadır.
Koğuşlar dar ve küçük olduğu için yan yana ayakta durmakta
zorlandıklarını ifade eden mahkûmlar gece uyumakta zorlandıklarını
söylemişlerdir. Heyetimiz, bunun sebebini sorduğunda, koğuşlarda bulunan
farelerin gece burun ve kulaklarını kemirmelerinden korktuklarını beyan
etmişlerdir.



'Böcek, fare ve haşere çok'


Bu
ifadelerden de anlaşıldığı üzere, Böcek ve haşarenin çok olduğu
cezaevinde fındık fareleri mahkumlar açısından ciddi bir tehdit haline
gelmiştir. Hatta, bir hükümlünün kulaklarının fındık faresi tarafından
kemirilmiş olması durumun vahametini göstermektedir.Koğuşların çok pis
olması, yer sıkıntısı nedeniyle 3 katlı ranzaların bulunması, ise
cezaevindeki diğer sorun alanları.

Adana F Tipi Cezaevi: 4
haftadır doğalgaz tesisatı kurmak için çalışma başlatıldığı söylenen bu
cezaevinde kalorifer çalışmamaktadır. Üç çorap, üç kazak ve ikişer içlik
giyinmek zorunda olduklarını söyleyen tutuklular, bir türlü
ısınamadıklarını ve koğuşların çok soğuk olduğunu beyan etmektedirler.
Ayrıca, tutuklular 3 haftadır soğuk su ile banyo yapmak zorunda
kalıyorlar.



'Haftada bir gün sıcak su'


Sorun
çıkmadan öncede zaten sıcak suyun haftada bir kez verildiğini söyleyen
tutuklular bunun yeterli olmadığını ifade ediyorlar. Zatürree ve gribal
enfeksiyon riskinin had safhada olduğunu söyleyen tutuklular, 350
kişinin bu dönemdeki tüm sağlık sorunlarının müsebbibinin hapishane
yönetimi olduğunu söylemekteler.

10 kitap sınırının bulunduğu
cezaevlerinden biri olan Adana F Tipi Cezaevinde, yaşanan hak ihlalleri
konusunda köşe yazarlarına yazılan mektuplar sakıncalı görülerek
sahiplerine ulaştırılmıyor. İsme gelen dergiler verilmiyor ve sohbet
hakkı tam olarak uygulanmıyor. Tutuklu ve hükümlüler CHP heyetine
şunları söyledi:

Adana Karataş Kadın Cezaevi’nde “Devletin
mahremiyetini teşhir etmek” suçlamasıyla tutuklu bulunan DİHA muhabiri
Zeynep Kuriş: Pozantı’daki tecavüz vakasının haberini yapmak, devletin
mahremiyetini teşhir etmek suçu olmuş. Pozantı Cezaevinde ortaya çıkan
taciz ve tecavüz olaylarının ortaya çıkması sonrasında bu insanlık dışı
durumu haber yapan Kuriş, devletin mahremiyetini teşhir etmek suçundan
tutuklu.



'Haber yapmak için eylemlere katılmam suç oldu'


150’yi
aşkın etkinlik, eylem ve mitingde bulunduğu için de suçlanmakta olan
Kuriş, katıldığı bu eylem ve mitinglerin haberini yaptığını söyledi ve
mesleki faaliyeti olan haberciliğin hiçbir yerde vurgulanmadığını ifade
etti. Kuriş, haber yapmak için katıldığı eylemlerin suç delili olarak
gösterildiğini de dile getirdi.
Neden içerde tutulduğunu sorgulayan Kuriş, “hiç kimseyi vurmadım” diyerek ortada bulunan hukuksuz uygulamayı eleştirdi.

Adana F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Mersin İHD MYK üyesi ve Başkanı Ali Tanrıverdi:
Tanrıverdi’ye
yöneltilen suçlamalar arasında devlet görevlilerini yalan beyanlarla
zan altında bırakmak bulunuyor. Bu yalan beyanları ise KCK’nın talimatı
yaptığı ve mahpuslara baskı kurarak ve zorla ifade aldığı suçlaması
mevcut. Diğer yandan, Osmaniye Cezaevindeki açlık grevi yürütenler için
de yalan beyanlarda bulunduğu iddia edilen Tanrıverdi, uluslararası
kuruluşlara Osmaniye Cezaevi ile ilgili yanıltıcı beyanlar vermekten de
suçlanıyor.



'Bakanla iki saat görüştük sonra bizi içeri attılar'


Tanrıverdi CHP heyetine şunları söyledi:

“Adalet
Bakanı Pozantı Cezaevi ile ilgili olarak bizi çağırdı.2 Saat görüştük.
Bakan ve Müsteşar bizimle sürekli diyalog halindeydi. Sonra bizi buraya
attılar. Adalet Bakanı bu iddiayı zaten kabullenmişti. Ama sanki suçu
biz işlemişiz gibi bizi içeri attılar.”

Pozantı’daki insanlık
dışı durumun peşini bırakmayan ve başvurularda bulunan Tanrıverdi, bu
“suçundan” dolayı 10 Nisan’da ilk duruşmasına çıkacak.

Adana F
Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan İsa Uğur Erdoğan: 1989 Adana doğumlu
olan Erdoğan, Mersin Üniversitesi Gazetecilik Bölümü 3. Sınıf öğrencisi.
13.11.2012’de Tunceli’de ceza alan arkadaşları için Adana İnönü
Parkında basın açıklaması yaparken tutuklandı. Suçu, Halkın Günlüğü
gazetesinin muhabirliğini ve dağıtımını yapmak.



‘Ben liseyi cezaevinde bitirdim’


Erdoğan,
3. kez tutuklandığı söyledikten sonra “Her iddianamede tarih değişiyor.
Ben liseyi cezaevinde bitirdim. Üniversiteyi burada kazandım. İlkinde 6
ay diğerinde 3 ay içerde kaldım” dedi.



‘Aynı 12 Eylül gibi: Ailem kitapları yakmak istiyor’


Bugün
ülkenin gelmiş olduğu durumu değerlendiren Erdoğan, “Ailem kitaplarımı
yakmak istiyor. Aynı 12 Eylül gibi. Arkadaşlarımızın ailelerini emniyete
çağırıyorlar ve bizim canlı bomba olduğumuzu söylüyor” diye konuştu.



‘Sıcak su yok, kış ortasında kalorifer yanmıyor’


Cezaevi koşullarının kötü olduğunu söyleyen Erdoğan, “Kış ortasında kalorifer yanmıyor. Sıcak su yok” dedi.



‘Kurum güvenliğini tehlikeye düşürdüğü için bir kitabı bize vermediler’


10
kitap sınırlamasının olduğunu söyleyen Erdoğan, “bildiğin gibi değil”
adlı Kürt çocuklarının sorunlarını anlatan bir kitabın kendilerine
verilmediğin söyledi.1990’larda yazılmış olan kitap idare tarafından
“kurum güvenliğini tehlikeye düşürür” diye verilmemiş.

Adana F
Tipi Cezaevi’nde tutuklu olan Emrah Kalkan: 1987 Dersim doğumlu olan
Kalkan, Mersin Üniversitesi Felsefe Bölümü 2. Sınıf öğrencisi. Maocu
Komünist Parti üyeliğinden 13.11.2012 tarihinde tutuklandı.



‘Ruhi Su’nun Kanlı Pazar türküsünü örgüt propagandası yapmışım’


Hakkındaki
suçlamaları sıralarken, Kalkan, Ruhi Su’nun Kanlı Pazar türküsünü örgüt
propagandası yaptığının iddia edildiğini söyledi. Bunun yanında,
19.02.2012 tarihinde “Ortadoğu ve Suriye’de Emperyalist Müdahaleye Son”
mitingine katılmasının örgüt propagandası, İbrahim Kaypakkaya’nın
resmini taşımasının ve Çukurova Demokratik Haklar Federasyonu flaması
taşımasının örgüt üyeliğine delil olarak gösterildiğini ifade etti.

İçişleri
Bakanlığı’nın resmi izni ile kurulduğunu söylediği Demokratik Haklar
Federasyonunun, üyelerine verilen cezaları, 2011 yılında Tunceli’de
protesto etmek için basın toplantısı düzenlenmesi de Kalkan’ın suçları
arasında gösterildi.

“Halk Cephesi’nin “Füze Kalkanı Kurulmasına
Karşı” yapılan açıklamasına katılmam DHKP-C’nin propagandasını yapmak
olarak iddia ediliyor” diyen Kalkan’ın davadan duruşması da 12.04.2013
tarihinde.

Kalkan, hakkında toplanan delil içinse şöyle bir yorum
yapıyor: “10 aylık telefon görüşmelerim var, dinlemeler var ancak
hiçbirinde suç unsuru yok. Ayrıca hiçbir şekilde şiddet eylemi yok.”



‘Peri Suyu Barajı yapımını protesto etmek örgüt üyeliğine kanıt!’


Adana
F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan 1988 Ovacık-Tunceli doğumlu olan
Özer İnal, Mersin Üniversitesi Radyo ve Televizyonculuk Bölümü 3.
sınıfta okuyor. Emrah Kalkan ile aynı suçtan tutuklu bulunan İnal,
İstanbul’da Peri Suyu üzerine yapılacak olan Baraja karşı basın
açıklamasına katılmasının örgüt üyeliğine kanıt olarak gösterildiğini
ifade etti.



‘Eyleme katılmışsın ama slogan atmamışsın’


İnal,
okulda açlık grevlerinin sonlandırılması için basın açıklamasına
katıldığını, bu açıklamada neden slogan atmadığının kendisine
sorulduğunu ifade etti. Sorgusunda Ankara’da 7 Ekim’deki Alevi Mitingi
ve 4+4+4 eylemi hakkında soru sorduklarını ifade eden İnal, telefon
görüşmelerinde arkadaşları ile yaptığı şakaların bile şifreli görüşme
olarak değerlendirildiğini söyledi.



Kürtçe ‘Kayıp Özgürlük’ filminin afişini bile aldılar


Okulda
Sinema Topluluğunun yöneticisi olduğunu söyleyen İnal, topluluk adına
telefon aldığını ve sinema gösterimlerini duyurmak için (2 aylık
2.000-3.000 adet) mesaj attığını; bu mesajlar hakkında sorular
sorduklarını ifade etti. Gösterimini yaptıkları “Kayıp Özgürlük”
filminin afişinin bile delil olarak alındığını sözlerine ekledi.



‘İkna odalarında ajanlık teklif ettiler, haberini yaptım, suç oldu!’


Adana
F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ferhat Aslan, 1982 Batman doğumlu.
Dicle Haber Ajansı’nın Mersin Muhabiri ve KCK’nın Mersin Basın
Komitesinde olduğu iddiasıyla 05.10 2012 tarihinden bu yana tutuklu
bulunan Aslan şunları söyledi:

“Mersin Valiliğinin kurduğu ikna
odalarında, bir eylemde meydana gelen hasarlar yüzünden devlet malına
zarar vermekten ceza almak istemiyorsak ajan olmamızın teklif edildiğini
konu alan bir haber yaptım. Bu suç olarak değerlendirildi.”

Aslan, sivil Cuma namazının tertip edilmesinin ve KESK’in yürüyüşünü organize etmenin de suç olarak görüldüğünü ifade etti.



‘Özlem, Zeynep ve benim içeri alınma sebebimiz Pozantı!’


Dicle
Haber Ajansında ortam dinlenmesinin yapılmış olduğunu ancak kendisine
ait kanıt olmadığı söyleyen Aslan, “Özlem (Ağuş), Zeynep (Kuriş) ve
benim içeri alınma sebebim Pozantı!” dedi. Aslan, Pozantı’daki tecavüz
ve taciz vakasının ortaya çıkarılması yönünde yaptıkları haberin KCK’nın
emriyle yaptıklarının iddia edildiğini de ifade etti.



‘Valilik izinle yapılan festival suç sayıldı!’


Adana
F Tipi Cezaevi’nde tutuklu olan 1964 Adana doğumlu Mehmet Bıldırcın,
kuyumcu ve aynı zamanda Adana Özgürlükler Derneği Başkanı.

“Füze
Kalkanı” protestosuna katılmasının, 2011-2012 yıllarında resmi 1 Mayıs
törenlerine Halk Cephesi posteri ile yürümesinin ve Valilikten izinli
bir şekilde Çukurova Kültür Festivali düzenlemesinin suç olarak
gösterildiğini söyleyen Bıldırcın, bu festivalde yöresel kıyafetler ile
yürüyüş yapılmasının da suç sayıldığını ifade etti.

“Hapishanede
kapalı görüşte telefon aracılığıyla görüştüğüm Demir’den eylem talimatı
almışım” diyen Bıldırcın, 35 yıl ceza almış olan ve cezaevinde olan Hacı
Demir’i ziyaret ettiğini ve kapalı görüşte telefonla ile kendisiyle
görüştüğünü dile getirdi. Bıldırcın bu görüşmenin Hacı Demir’den eylem
talimatı aldığı yönünde değerlendirildiğini ifade etti.



‘Yasadışı hiçbir eyleme katılmadım!’


Yasadışı
hiçbir eyleme katılmadığını ifade eden Bıldırcın, buna rağmen, Grup
Yorum konserine gitmesinin, 21.03.2012’de Nevroz etkinliğine katılarak
konuşma yapmasının ve buna benzer 21 eylem katılmış olmasının suç
sayıldığını belirtti.



'Sohbet hakkı tam uygulanmıyor, mektuplar sakıncalı sayılıyor’


Bıldırcın,
sohbet hakkının cezaevinde tam anlamıyla uygulanmadığını ifade etti.
Ayrıca köşe yazarlarına cezaevi koşulları hakkında yazdıkları
mektupların sakıncalı bulunarak gönderilmediğini söyledi. Bıldırcın,
cezaevinde yaşanan buna benzer ihlaller için yapmış oldukları
başvuruların hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, hak ihlallerinin
sürekli devam ettiğini ve adeta tecrit içinde tecrit yaşadıklarını beyan
etti.

‘Bitlenmemek için üç haftadır soğuk suyla yıkanıyoruz’

4
haftadır doğalgaz tesisatını kurmak için çalışma yapıldığını söyleyen
Bıldırcın, cezaevinde kaloriferin çalışmadığını ve soğuk su ile banyo
yapmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Sorun çıkmadan önce de zaten
sıcak suyun haftada bir kez verildiğini söyleyen Bıldırcın, bunun
yeterli olmadığını ve cezaevinde ciddi enfeksiyon riskini var olduğunu
söyledi.

_________________________________________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.webyardim.org
 
'Fareler mahkumların...'
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türkçe Yardım Forumu Servisi ( www.webyardim.org ) 2008 - 2017 :: GeneL Forum :: Haber Özetleri-
Buraya geçin: