Türkçe Yardım Forumu Servisi ( www.webyardim.org ) 2008 - 2017

Hoşgeldiniz!, Misafir
3610 Gündür yayındayız Toplam Mesajınız: 16777215
 
AnasayfaAramaSSSHtml Deneme AlanıTopListKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Byzantine :Sırlar Labirenti
tarafından a53a53 Ptsi Ara. 04, 2017 2:16 pm

» Tüylü Kaçak izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:47 pm

» Cesur tom ve sihirli ayna izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:46 pm

» GEzegen 51
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:45 pm

» Büyüler Evi Sihirbaz kedi izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:42 pm

» Seni Seviyorum Adamım izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:40 pm

» Olmaz böyle şey izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:39 pm

» Sen benim herşeyimsin izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:38 pm

» Kral berber izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:38 pm

» Sessiz Yalanlar izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:37 pm

Kimler hatta?
Toplam 8 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 8 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 163 kişi C.tesi Nis. 03, 2010 9:02 pm tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 Peygamber Efendimizin mucizeleri nelerdir?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Blackdream
Yönetici
Yönetici
avatar

Erkek
Zodyak : Akrep
Mesaj Sayısı : 56277
Yaş : 32
Nereden : Bursa
İş : Makine Teknikeri
Kayıt tarihi : 24/01/08
Rep Puanı : 28
Rep Puanı : 231948

MesajKonu: Peygamber Efendimizin mucizeleri nelerdir?   Salı Nis. 02, 2013 10:34 am

Muhammed aleyhisselamın
hak
Peygamber olduğunu bildiren şahitler pek çoktur. Ümmetinin
Evliyasında
hâsıl
olan
kerametler,
hep
Onun mucizeleridir; çünkü kerametler, Ona tâbi olanlarda, Onun izinde gidenlerde hâsıl olmaktadır.

Muhammed aleyhisselamın mucizeleri,
zaman

bakımından
üçe ayrılmıştır:

Birincisi, mübarek
ruhu
yaratıldığından
başlayarak
, Peygamberliğinin bildirildiği (bi’set)
zamanına
kadar olanlardır.

İkincisi, bi’setten
vefatına
kadar
olan
zaman içindekilerdir.

Üçüncüsü, vefatından kıyamete kadar olmuş ve olacak şeylerdir.



Bunlardan
birincilere, (İrhas) yani, başlangıçlar denir. Her biri de ayrıca
görerek veya görmeyip akıl ile anlaşılan mucizeler olmak üzere ikiye
ayrılırlar. Bütün bu mucizeler o kadar çoktur ki, saymak mümkün
olmamıştır. İkinci kısımdaki mucizelerin üç bin kadar olduğu
bildirilmiştir. Bunlardan bazılarını aşağıda bildireceğiz.




1- Muhammed aleyhisselamın mucizelerinin en büyüğü Kur’an-ı kerimdir.

2- En büyük mucizelerinden birisi de, Mirac mucizesidir.

3- Meşhur
mucizelerinin en büyüklerinden birisi de, Ay’ı ikiye ayırmasıdır. Bu
mucize, başka hiçbir Peygambere nasip olmamıştır. Muhammed aleyhisselam
elli iki yaşında iken, Mekke’de Kureyş kâfirlerinin elebaşıları yanına
gelip, (Peygamber isen Ay’ı ikiye ayır) dediler. Muhammed aleyhisselam,
herkesin ve hele tanıdıklarının, akrabasının iman etmelerini çok
istiyordu. Mübarek ellerini kaldırıp dua etti. Allahü teâlâ, kabul edip,
Ay’ı ikiye böldü. Yarısı bir dağın, diğer yarısı başka dağın üzerinde
göründü. Kâfirler, Muhammed bize sihir yaptı dediler. İman etmediler.


Bu mucize ile ilgili âyet-i kerimenin meali şöyle:

(Kıyamet
yaklaştı, Ay yarıldı. Onlar [müşrikler] bir mucize görünce hemen yüz
çevirirler ve “Eskiden beri devam ede gelen bir sihir [büyü] derler.)
[Kamer 1,2]


4- Muhammed
aleyhisselam, bazı gazalarında, susuz kalındığı zaman, mübarek elini
bir kaptaki suya sokmuş, parmakları arasından su akarak, suyun bulunduğu
kap devamlı taşmıştır. Bazen seksen, bazen üçyüz, bazen binbeşyüz,
Tebük Gazasında ise, yetmiş bin kimsenin hepsi ve hayvanları, bu sudan
içmişler ve kullanmışlardır. Mübarek elini sudan çıkarınca akması
durmuştur.




5- Hayber gazasında, önüne zehirlenmiş koyun kebabı koyduklarında, (Ya Resulallah, beni yeme, ben zehirliyim) sesi işitildi.

6- Medine’de,
mescid-i nebevide dikili bir hurma kütüğü vardı. Resulullah hutbe
okurken, bu direğe dayanırdı. Buna Hannane denirdi. Minber yapılınca,
Hannane’nin yanına gitmedi. Ondan ağlama seslerini, bütün cemaat
işittiler. Minberden inip, Hannane’ye sarıldı. Sesi kesildi. (Eğer
sarılmasaydım, benim ayrılığımdan kıyamete kadar ağlardı) buyurdu.


7- Mübarek
eline aldığı çakıl taşlarının ve tuttuğu yemek parçalarının arı sesi
gibi, Allahü teâlâyı tesbih ettikleri çok görülmüştür.


8- Bir
gün, bir köylüyü imana davet etti. Müslüman bir komşumun vefat etmiş
kızını diriltirsen, iman ederim dedi. Mezarına gittiler. İsmini
söyleyerek kızı çağırdı. Kabir içinden ses işitildi ve dışarı çıktı.
(Dünyaya gelmek ister misin?) buyurdu. (Ya Resulallah! Dünyaya gelmek
istemem. Burada babamın evindekinden daha rahatım. Müslümanın ahireti,
dünyasından daha iyi) dedi. Köylü bunu görünce, hemen imana geldi.


9- Tirmizi
ve Nesai’nin (Sünen) kitaplarında diyor ki, iki gözü a’ma bir kimse
gelip, ya Resulallah, Allahü teâlâya dua et, gözlerim açılsın dedi.
(Kusursuz bir abdest al! Sonra Ya Rabbi! Sana yalvarıyorum. Sevgili
Peygamberin Muhammed aleyhisselamı araya koyarak, senden istiyorum. Ey
çok sevdiğim Peygamberim Muhammed aleyhisselam! Seni vesile ederek,
Rabbime yalvarıyorum. Senin hatırın için kabul etmesini istiyorum. Ya
Rabbi! Bu yüce Peygamberi bana şefaatçi eyle! Onun hürmetine duamı kabul
et!) duasını okumasını buyurdu. Adam, abdest alıp dua etti. Hemen
gözleri açıldı. Bu duayı Müslümanlar, her zaman okumuşlar ve
maksatlarına kavuşmuşlardır.


10- Medine’de,
minberde hutbe okurken, bir kimse, ya Resulallah! Susuzluktan
çocuklarımız, hayvanlarımız, tarlalarımız helak oluyor. İmdadımıza yetiş
dedi. Ellerini kaldırıp, dua eyledi. Gökte hiç bulut yokken, mübarek
ellerini yüzüne sürmeden, bulutlar toplandı. Hemen yağmur başladı.
Birkaç gün devam etti. Yine minberde okurken, o kimse, ya Resulallah!
Yağmurdan helak olacağız deyince, Resul aleyhisselam, tebessüm etti ve
(Ya Rabbi! Rahmetini başka kullarına da ihsan eyle!) buyurdu. Bulutlar
açılıp, güneş göründü.


11- Cabir
bin Abdullah diyor ki, çok borcum vardı. Resulullaha haber verdim.
Bahçeme gelip, hurma yığınının etrafında üç kere dolaştı.
(Alacaklılarını çağır, gelsinler!) buyurdu. Her birine hakları verildi.
Yığından bir şey eksilmedi.


12- Bir
kadın, hediye olarak bal gönderdi. Balı kabul edip, boş kabı geri
gönderdi. Kap bal ile dolu olarak geri geldi. Kadın gelerek, (ya
Resulallah! Hediyemi niçin kabul etmediniz?Acaba günahım nedir?) dedi.
(Senin hediyeni kabul ettik. Gördüğün bal, Allahü teâlânın hediyene
verdiği berekettir) buyurdu. Kadın çocukları ile aylarca yediler. Hiç
eksilmedi. Bir gün yanılarak balı başka bir kaba koydular. Oradan
yiyerek bitirdiler. Bunu, Resulullaha haber verdiler. (Gönderdiğim kapta
kalsaydı, dünya durdukça yerlerdi, hiç eksilmezdi) buyurdu.


13- Resulullahın gaybdan haber verdiği çok görüldü. Bu mucizesi üç kısımdır:

Birinci kısmı,
kendi zamanından evvel olan ve kendisine sorulan şeylerdir ki, bunlara
verdiği cevaplar, çok kâfirlerin, katı kalbli düşmanlarının imana
gelmelerine sebep olmuştur.


İkinci kısmı, kendi zamanında olmuş ve olacak şeyleri haber vermesidir.

Üçüncü kısmı, kendisinden sonra kıyamete kadar dünyada ve ahirette olacak şeyleri bildirmesidir.

İslam’a
davetin başlangıcında, müşriklerin eziyetlerinden, sıkıntılarından
dolayı, Eshab-ı kiramın bir kısmı Habeşistan’a hicret etmişlerdi.
Resulullah, Mekke’de kalan Eshab-ı kiramla beraber, üç sene her türlü
görüşme, alış-veriş yapma, Müslümanlardan başka bir kimse ile konuşmama
gibi, bütün içtimai muamelelerden men olundular. Kureyş müşrikleri, bu
karar ve ittifaklarını bildiren bir ahdname yazarak, Kâbe-i muazzamaya
asmışlardı.


Her
şeye kâdir olan Allahü teâlâ (Arza) denilen bir çeşit kurdu [ağaç
kurdu] o vesikaya musallat etti. Yazılı bulunan (Bismikellahümme)
[Allahü teâlânın ismi ile] ibaresinden başka, ne yazılı ise, hepsini o
kurtcuk yedi, bitirdi. Allahü teâlâ bu hâli Cibril-i emin vasıtası ile
Peygamber efendimize bildirdi. Peygamber efendimiz de bu hâli amcası Ebu
Talibe anlattı. Ertesi gün, Ebu Talib müşriklerin ileri gelenlerine
gelerek, Muhammedin Rabbi Ona şöyle haber vermiş.


Eğer
söylediği doğru ise, bu hâli kaldırıp, eskiden olduğu gibi
dolaşmalarına, başkaları ile görüşmelerine mani olmayınız. Eğer
söylediği doğru değilse, ben de Onu artık himaye etmeyeceğim, dedi.
Kureyşin ileri gelenleri, bu teklifi kabul ettiler. Herkes toplanarak
Kâbe’ye geldiler. Ahdnameyi Kâbe’den indirerek açtılar ve Resulullahın
buyurduğu gibi, (Bismikellahümme) ibaresinden başka, bütün yazıların
yenilmiş olduğunu gördüler.]


Acem
padişahı Hüsrev’den Medine’ye elçiler geldi. Bir gün, bunları çağırıp,
(Bu gece, Kisranızı kendi oğlu öldürdü) buyurdu. Bir müddet sonra,
oğlunun babasını öldürdüğü haberi geldi. [İran şahlarına Kisra denir.]


14- Bir
gün, zevcesi Hafsa validemize, (Ebu Bekir ile baban, ümmetimin
idaresini ellerine alacaklardır) buyurdu. Bu sözle Hazret-i Ebu Bekir’in
ve Hafsa validemizin babası olan Hazret-i Ömer’in halife olacaklarını
müjdeledi.


15- Ebu
Hüreyre’yi “radıyallahü teâlâ anh” Medine’de, zekât olarak gelmiş olan
hurmaların muhafazasına memur etmişti. Bir kimseyi hurma çalarken
yakaladı. Seni Resulullaha götüreceğim dedi. Hırsız, fakirim, çoluğum
çocuğum çoktur diyerek yalvarınca, bıraktı. Ertesi gün, Resulullah Ebu
Hüreyre’yi çağırıp, (Dün gece bıraktığın adam ne yapmıştı?) buyurdu. Ebu
Hüreyre anlatınca, (Seni aldatmış. Yine gelecektir) buyurdu. Ertesi
gece yine geldi ve yakalandı. Tekrar yalvarıp, Allah aşkına bırak dedi
ve kurtuldu. Üçüncü gece, tekrar gelip yakalanınca, yalvarmaları fayda
vermedi. Beni bırakırsan, birkaç şey öğretirim, sana çok faydası olur,
dedi. Ebu Hüreyre kabul etti. Gece yatarken, (Âyet-el kürsi)yi okursan
Allahü teâlâ seni korur, yanına şeytan yaklaşmaz dedi ve gitti. Ertesi
gün, Resulullah efendimiz, Ebu Hüreyre’ye tekrar sorup cevap alınca,
(Şimdi doğru söylemiş. Halbuki kendisi çok yalancıdır. Üç gecedir
kiminle konuştuğunu biliyor musun?) buyurdu. Hayır, bilmiyorum deyince,
(O kimse şeytan idi) buyurdu.


16- Rum
İmparatorunun orduları ile harp için (Mute) denilen yere asker
gönderdiğinde, sahabeden üç emirin arka arkaya şehid olduklarını,
kendisi, Medine’de minber üzerinde iken, Allahü teâlânın göstermesi ile
görerek yanındakilere haber verdi.


17- Muaz
bin Cebeli vali olarak Yemen’e gönderirken, Medine’nin dışına kadar
uğurlayıp ona çok nasihatler verdi. (Seninle dünyada artık buluşamayız)
buyurdu. Hazret-i Muaz Yemen’de iken Resulullah efendimiz Medine’de
vefat etti.


18- Vefat
ederken, mübarek kızı Fatıma’ya, (Akrabam arasında bana evvela kavuşan
sen olacaksın) buyurdu. Altı ay sonra Hazret-i Fatıma vefat etti.
Akrabasından ondan evvel kimse vefat etmedi.


19- Kays
bin Şemmasa, (Güzel olarak yaşarsın ve şehid olarak ölürsün) buyurdu.
Hazret-i Ebu Bekir halife iken Yemamede Müseylemet-ül-Kezzab ile yapılan
muharebede şehid oldu.


Hazret-i Ömer’in ve Hazret-i Osman’ın ve Hazret-i Ali’nin şehid olacaklarını dahi haber verdi.

20- Acem
padişahı Kisranın ve Rum padişahı Kayserin memleketlerinin
Müslümanların eline geçeceğini ve hazinelerinin Allah yolunda
dağıtılacağını müjdeledi.


21- Ümmetinden
çok kimsenin denizden gazaya gideceklerini ve sahabeden olan Ümmi
Hiram’ın o gazada bulunacağını haber verdi. Hazret-i Osman halife iken
Müslümanlar, gemiler ile Kıbrıs adasına gidip harp ettiler. Bu hanım da
beraber idi. Orada şehid oldu.


22- Mübarek
kızı Fatıma’nın oğlu Hasan “radıyallahü teâlâ anhüma” için, (Bu oğlum
çok hayırlıdır. Allahü teâlâ, Müslümanlardan iki büyük ordunun sulh
etmesine bunu sebep yapacaktır) buyurdu. Büyük bir ordu ile Muaviye’ye
“radıyallahü anh” karşı harp edeceği zaman, fitneyi önlemek,
Müslümanların kanının dökülmemesi için hakkı olan halifeliği Muaviye’ye
“radıyallahü anh” teslim etti.


23- Abdullah
ibni Abbas’ın annesine bakıp, (Senin bir oğlun olacak. Doğduğu zaman
bana getir!) buyurdu. Çocuğu getirdiklerinde, kulağına ezan ve ikamet
okuyup, mübarek ağzının suyundan ağzına sürdü. İsmini Abdullah koyup
annesinin kucağına verdi. (Halifelerin babasını al, götür!) buyurdu.
Hazret-i Abbas, bunu işitip, gelip sorunca, (Evet, böyle söyledim. Bu
çocuk halifelerin babasıdır. Onlar arasında seffah, Mehdi ve İsa
aleyhisselamla namaz kılan bir kimse bulunacaktır) buyurdu. Abbasiyye
devletinin başına çok halifeler geldi. Bunların hepsi, Abdullah bin
Abbas’ın soyundan oldu.


24- Eshabından çok kimseye hayır dualar etmiş, hepsi kabul olunarak faydalarını görmüşlerdir. Hazret-i Ali buyuruyor ki:

Resulullah
beni Yemen’e kadı [Hâkim] olarak göndermek istedi. Ya Resulallah! Ben
kadılık yapmasını bilmiyorum dedim. Mübarek elini göğsüme koyup, (Ya
Rabbi! Bunun kalbine doğru şeyleri bildir. Hep doğru söylemek nasip
eyle!) buyurdu. Bundan sonra bana gelen şikâyetçilerden doğru olanı
hemen anlar, hak üzere hükmederdim.


25- Nabiga
ismindeki meşhur şair şiirlerinden birkaçını okuyunca, Araplar arasında
meşhur olan (Allahü teâlâ dişlerini dökmesin) duasını buyurdu. Nabiga
yüz yaşına gelmişti. Dişleri ak ve berrak, inci gibi dizilmiş dururdu.


26- Amcası
Ebu Leheb’in oğlu Uteybe, Resulullahı çok üzdü. Çirkin şeyler söyledi.
Buna çok üzülüp, (Ya Rabbi! Buna köpeklerinden birini musallat eyle!)
buyurdu. Uteybe, Şam’a ticaret için giderken bir gece arkadaşlarının
arasında yatıyordu. Bir aslan gelip arkadaşlarını koklayıp bıraktı. Sıra
Uteybe’ye gelince, kaptı parçaladı.


27- Acem
padişahı Hüsrev Pervize iman etmesi için mektup gönderdi. Alçak Hüsrev,
mektubu parçaladı ve getiren elçiyi şehid eyledi. Peygamber efendimiz
bunu işitince, çok üzüldü ve (Ya Rabbi! Onun mülkünü parçala!) buyurdu.
Resulullah hayatta iken Hüsrevi oğlu Şireveyh hançerle parçaladı.
Hazret-i Ömer halife iken, acem memleketinin tamamını Müslümanlar feth
edip, Hüsrev’in nesli de, mülkü de kalmadı.


28- Allahü
teâlâ, Habibini belalardan korurdu. Ebu Cehil, Resulullahın en büyük
düşmanı idi. Kâbe-i muazzama yanında namaz kılarken, alçak Ebu Cehil,
tam zamanıdır diyerek, bıçakla üzerine yürümek isterken, hemen geri
dönüp kaçtı. Arkadaşları, niçin korktun dediklerinde, Muhammed ile
aramızda ateş dolu bir hendek gördüm. Birçok kimse beni bekliyorlardı.
Bir adım atsaydım, yakalayıp ateşe atacaklardı. Bunu Müslümanlar işitip,
Resulullah efendimize sorduklarında, (Allahü teâlânın melekleri, onu
yakalayıp parçalayacaklardı) buyurdu.


29- Resulullah
efendimiz bir gün abdest alıp, mestlerinden birini giyip, ikincisine
mübarek elini uzatırken, bir kuş geldi. Bu mesti kapıp havada silkti.
İçinden bir yılan düştü. Sonra kuş mesti yere bıraktı. Bugünden sonra,
ayakkabı giyerken, önce silkelemek sünnet oldu.


30- Selman-ı
Farisi, hak din aramak için, İran’dan çıkıp çeşitli memleketleri
dolaşmaya başladı. Beni Kelb kabilesinden bir kervan ile Arabistan’a
gelirken Vadi’-ul kura denilen mevkide hainlik edip bir yahudiye köle
diye sattılar. Bu da, akrabası, Medineli bir yahudiye köle olarak sattı.
Hicrette Resulullahın Medine’ye teşriflerini işitince, çok sevindi.
Çünkü, kendisi nasrani âlimi idi. En son rehberi büyük bir âlimin
tavsiyesi ile, ahir zaman Peygamberine iman etmek için Arabistan’a
gelmişti.




O
âlim, Resulullahın vasıflarını öğretmiş, Onun hediye kabul edip, sadaka
kabul etmediğini, iki omuzu arasında mühr-ü nübüvvet olduğunu ve pek
çok mucizeleri olduğunu Selman’a bildirmişti. Selman-ı Farisi,
Resulullaha sadakadır diyerek hurma getirdi. Resulullah onlardan hiç
yemedi. Hediyedir diye bir tabakta yirmibeş kadar hurma getirdi.
Resulullah efendimiz ondan yedi. Bütün Eshab-ı kiram da yediler. Yenilen
hurma çekirdekleri bin kadardı. Resulullahın bu mucizesini de gördü.
Ertesi gün bir cenaze defninde mühr-ü nübüvveti görmek arzu etti.




Resulullah,
bunu anlayıp mübarek gömleğini sıyırarak mühr-ü nübüvveti gösterdi.
Selman hemen imana geldi. Birkaç sene sonra 300 hurma ağacı ile
binaltıyüz dirhem altın ödemek şartı ile azat edilmesine söz kesildi.
Resulullah bunu işitti. Mübarek elleri ile ikiyüzdoksandokuz hurma ağacı
dikti. Ağaçlar o sene meyve vermeye başladı. Birini Ömer “radıyallahü
teâlâ anh” dikmişti. Bu ağaç meyve vermedi. Resulullah efendimiz, bunu
çıkarıp mübarek elleri ile tekrar dikti. Bu da hemen meyve verdi. Bir
gazada, ganimet alınan, yumurta kadar altını Selman’a “radıyallahü teâlâ
anh” verdiler. Resulullaha gelip, bu gayet azdır. Binaltıyüz gram
çekmez dedi. Mübarek ellerine alıp tekrar Selman’a verdi. (Bunu sahibine
götür) buyurdu. Yarısı ile efendisine olan borcunu ödedi. Yarısı da,
Hazret-i Selman’a kaldı.




31- Kureyş
kâfirlerinden Velid bin Mugire, As bin Vail, Haris bin Kays, Esved bin
Yagus ve Esved bin Muttalib, Resulullaha cefa ve eziyet etmekte
başkalarından aşırı gidiyorlardı. Cebrail aleyhisselam gelip, (Seninle
alay edenlere cezalarını veririz…) mealindeki Hicr suresinin 95. âyetini
getirip, Velidin ayağına, ikincisinin ökçesine, üçüncüsünün burnuna,
dördüncüsünün başına, beşincisinin gözlerine işaret etti. Velid’in
ayağına bir ok battı. Çok kibirli olduğundan, eğilerek oku çıkarıp
atmak, kendine ağır geldi. Demiri topuk damarına batıp, siyatik
hastalığına yakalandı. As’ın ökçesine diken battı. Tulum gibi şişti.
Harisin burnundan devamlı kan geldi. Esved bir ağaç altında neşeli
otururken, kafasını ağaca vurup, diğer Esved de, a’ma olup, hepsi helak
oldular.




32- Devs
kabilesinin reisi Tufeyl, hicretten önce, Mekke’de imana gelmişti.
Kavmini imana davet için Resulullahtan bir alamet istedi. (Ya Rabbi!
Buna bir âyet (delil) ihsan eyle) buyurdu. Tufeyl, kabilesine gidince,
iki kaşı arasında bir nur parladı. Tufeyl, ya Rabbi! Bu alameti yüzümden
giderip başka yerime koy. Bunu yüzümde görenlerden bazısı, kendi
dinlerinden çıktığım için cezalandırıldığımı zannederler dedi. Duası
kabul olup, nur yüzünden gitti. Elindeki kamçının ucunda kandil gibi
parladı. Kabilesindekiler zamanla imana geldiler.




33- Hicretin
yedinci senesinde Resulullah efendimiz, Habeş padişahı Necaşi’ye ve Rum
imparatoru Herakliyus’a ve Acem padişahı Husrev’e ve Bizansın
Mısır’daki valisi Mukavkas’e ve Şam’daki valisi Haris’e ve Umman Sultanı
Semame’ye mektuplar göndererek, hepsini imana davet etti. Mektupları
götüren elçiler, gittikleri yerin dillerini bilmiyorlardı. Ertesi sabah,
o dilleri söylemeye başladılar.




Molla
Abdurrahman Caminin (Şevahid-ün-nübüvve) kitabında ve Yusuf-i
Nebhani’nin (Huccetullahi alel-âlemin) kitabında, Resulullah efendimizin
daha nice mucizeleri yazılıdır.




Save gölünün kuruması



Sual: Peygamber
efendimiz doğduğu zaman, Kâbe’deki putlar yüzüstü yıkılıyor, Kisra’nın
sarayı çöküyor, bin yıldan beri Mecusilerin yanan ateşi sönüyor. Bir de
Save gölünün kuruduğu bildiriliyor. Save gölünün suçu ne idi de kurudu?




CEVAP


Cansız
varlıkların ne suçu olur ki, yani suçu olduğundan değil, bu gölü halk
mukaddes sayar, kuruyacağına asla ihtimal vermezlermiş. Çok tuzlu imiş,
sağdan soldan su gelmiyor, su seviyesi hep aynı, hiç eksilme olmuyormuş,
derinliği beş metre yüzeyi 12,5 km imiş. Bu göl bir anda kuruyor. Bunun
aksine, Şam tarafında bin yıldan beri suyu akmayan ve kurumuş olan
Semave Nehrinin vadisi de, o gece, su ile dolup taşarak akmaya başlıyor.
Bu tür olaylar cansız varlıkların suçu falan olduğu için değil, onları
mukaddes sayan insanları ikaz için, ibret almaları için ve daha başka
hikmetler yüzünden ihsan ediliyor.




Resulullahın mucizelerinden




Sual:
Resulullah’ın hacamat kanını içen olduğu söyleniyor. Kan içmek caiz mi?



CEVAP


Resulullah efendimizin mübarek kanı, diğer insanların kanı gibi değildir.



Eshab-ı
kiramdan Abdullah bin Zübeyr, Resulullahın hacamat edilirken çıkan
kanını içti. Resulullah efendimiz, darılmayıp, hatta gülümseyerek,
(Artık Cehennem ateşi seni yakmaz) buyurdu. Başına bazı işler geleceğini
de bildirdi. (Beyheki)




Yine
Eshab-ı kiramdan Malik bin Sinan, Resulullahın mübarek kanını içtiği
zaman, ona da, (Cehennem ateşi seni yakmaz) buyurdu. (İbni Hibban)




Mübarek artığını içen Bereke isimli kadına da, (Artık hiç karın ağrısı çekmezsin) buyurdu. (Mevahib-i ledünniyye)



Halid bin Velid radıyallahü anh, sarığında taşıdığı bir sakal-ı şerif için her savaşta zafer kazandı. (Şifa-i şerif)



Bunların
hepsi, Peygamber efendimizin mucizelerindendir; fakat selef-i salihine
düşman selefi denilen kimseler, Resulullahın eşyalarıyla, mübarek saçı
ve sakalıyla bereketlenmeyi şirk kabul ediyorlar.

_________________________________________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://www.webyardim.org
 
Peygamber Efendimizin mucizeleri nelerdir?
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile Şeytan arasında geçen bir konuşma

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türkçe Yardım Forumu Servisi ( www.webyardim.org ) 2008 - 2017 :: GeneL Forum :: Haber Özetleri-
Buraya geçin: