Türkçe Yardım Forumu Servisi ( www.webyardim.org ) 2008 - 2017

Hoşgeldiniz!, Misafir
3593 Gündür yayındayız Toplam Mesajınız: 16777215
 
AnasayfaAramaSSSHtml Deneme AlanıTopListKayıt OlGiriş yap
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
Giriş yap
Kullanıcı Adı:
Şifre:
Beni hatırla: 
:: Şifremi unuttum
En son konular
» Tüylü Kaçak izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:47 pm

» Cesur tom ve sihirli ayna izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:46 pm

» GEzegen 51
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:45 pm

» Büyüler Evi Sihirbaz kedi izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:42 pm

» Seni Seviyorum Adamım izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:40 pm

» Olmaz böyle şey izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:39 pm

» Sen benim herşeyimsin izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:38 pm

» Kral berber izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:38 pm

» Sessiz Yalanlar izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:37 pm

» Küçük ortak izle
tarafından Blackdream Paz Ağus. 20, 2017 2:36 pm

Kimler hatta?
Toplam 18 kullanıcı online :: 0 Kayıtlı, 0 Gizli ve 18 Misafir :: 1 Arama motorları

Yok

Sitede bugüne kadar en çok 163 kişi C.tesi Nis. 03, 2010 9:02 pm tarihinde online oldu.

Paylaş | 
 

 Kamu maLiyesii Ders Notları Devamı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
elif_hci
Yönetici
Yönetici
avatar

Kadın
Zodyak : Kova
Mesaj Sayısı : 1871
Yaş : 28
Nereden : BURSA
Kayıt tarihi : 29/12/08
Rep Puanı : 0
Rep Puanı : 251

MesajKonu: Kamu maLiyesii Ders Notları Devamı   Ptsi Nis. 06, 2009 11:23 am

ARROW TEOREMİ
TEORİNİN İÇERİK VE ANLAMI

Arrow , Condorcet’nin çoğunluk oylamasının rasyonel olmadığı yönündeki görüşünü genelleştirmiştir. Bu yolda demokratik bir toplumda ortak tercih veya seçim fonksiyonunun bazı kabul edilebilir koşulları aynı anda yerine getirmesi gerektiğini ileri sürmüş ve bu koşulları araştırmıştır. Bu koşulların,bir yandan bireysel tercihleri yansıtması,diğer yandan,tutarlılık ve genellik ilkelerini içermesi gerekmektedir. Bu açıdan Arrow, “sosyal refah fonksiyonundan,sosyal seçenekler arasındaki her bireysel sıralama bütününe,bu seçeneklerin sosyal sıralamasını tekabül ettiren bir süreç veya kuralı anlıyoruz” yargısında bulunmaktadır. Bu kural siyasi karardır. Nitekim Arrow, bireysel kararlar ve oylamayla alınan ortak karaları iki grupta toplamaktadır. Birincisi iktisadi,ikincisi siyasi niteliktedir. Oylamayla bir toplumdaki bireysel sıralamalar veya tercihler toplumun tüm bireylerine uygulanan tek bir sosyal sıralamaya dönüştürülmektedir. Buradaki bireysel ve sosyal sıralamalar sosyal durumlara ilişkindir. Sosyal durum ise veri bir zamanda iktisadi faaliyete ilişkin tüm veriler ve değişkenlere tekabül etmektedir. Fakat sosyal durum kavramı,içeriğinden çok,değerlendirilmesinde başvurulan ölçütler açısından ilginç gözükmektedir. Şöyle ki değerlendirmede yalnızca tüketimden elde edilen fiziksel doyumla yerinilmemekte,bireylerin eşitlik karşısındaki yaklaşımları da dikkate alınmaktadır. Bu bağlamda da Yeni Rehaf Okulunun iktisadi analiziyle karşılaşılmaktadır.

Arrow Bergson’un “sosyal durum(her mal türünün ve değişik tüketiciler arasında dağılımının tam olarak tanımın,her bireyin sunduğu emek miktarını,yatırıma dönüştürülen her bir üretken kaynak miktarını, değişik ortak tüketim türlerinin miktarlarını. Yansıtmaktadır)” tanımını dolaylı olarak kullanmakta ve Bergson’un analizi doğrultusunda var olan sosyal durumlardan birini seçmeyi olanaklı kılacak sosyal refah fonksiyonunu oluşturmaya çalışmaktadır. Yani belirli sayıda değer yargılarını dikkate alan,bu değer yargılarına uyum sağlayan bir sosyal refah fonksiyonunu araştırmaktır. Bunun içinde söz konusu değer yargılarının karar alma kuralına sokulması olanağının araştırılması gerekmektedir. Bir başka anlatımla, bir sosyal tercih veya seçimin kabul edilebilir olması için,kısıtlayıcı bazı koşulların birlikte yerine getirilmeleri gerekmektedir. Şimdi bu koşulları ele alalım:

Koşul 1: “ortak rasyonellik” adı verilen birinci koşula göre her tercih ilişkisinde uyulması gerekli tamlık,yansıtıcılık ve geçişme özelliklerine sahip bir sosyal refah fonksiyonunun oluşturulması gerekmektedir. Şöyle ki,en az 3 ekonomik seçenek ve 2 bireyin var olduğu bir durumda,sosyal refah veya ortak seçim fonksiyonu, tüm bireysel tercih sıralamaları için ekonomik seçeneklerin tamlık,yansıtıcılık ve geçişme özelliklerine sahip bir sıralamasını gerçekleştirmek durumundadır.yani ortak tercihlerin bu üç özelliğe sahip olması zorunludur.

Koşul 2: Arrow bu koşula “sosyal ve bireysel değerlerin pozitif bağlılığı” adını vermektedir. Yani bireysel sıralamaların tümünde veya bir kısmında ortaya çıkan değişiklikleri sosyal refah fonksiyonu pozitif veya en azından negatif olmayacak biçimde kaydetmelidir. Eğer bir birey veya birkaç bireyin sıralamasında, tüm diğer seçeneklere verilen ağırlık değişmezken,seçeneklerden biri (örneğin x) daha ön plana çıkarsa, yeni sosyal tercih fonksiyonunda yada sıralamasında söz konusu seçenek öne geçmekte veya yerini korumaktadır.

Koşul 3: sosyal seçim veya sosyal refah fonksiyonu öyle olmalıdır ki,her veri(x,y) seçenek çiftine ilişkin sosyal seçim veya tercih,bu iki seçeneğe ilişkin bireysel tercihlere dayanmalı, (x,y) dışındaki tercihlere yönelik tercihlerde bulunulmamalıdır. Sosyal seçim sunulan seçeneklerin dışında çözüm aranmamalıdır. Bu koşulan iki amacı vardır:
1) bireysel tercih sıralamasının alanı daraltılarak bir tek sosyal tercih sıralamasını gerçekleştirme olasılığını artırmak,
2) bireylerin stratejik davranışlarını kısıtlamak.
Bu koşula ilişkin olarak bizzat Arrow’un verdiği örneği ele alalım: “bir toplumun bir stadyum ile bir müze yapımı arasında seçme hakkına sahip olduğunu ve ikisini birden değil,yalnızca aralarından birini finanse etme olanağına sahip bulunduğunu varsayalım. Gene bir üniversite yapımının bu toplumun olanakları dışında bulunduğunu varsayalım. Müze ile stadyum arasındaki seçimin,toplumdaki bireylerin müze ile üniversite arasındaki seçiminden bağımsız olması gerektiği bence açıktır”

Koşul 4: bu koşula “yurttaş egemenliği”koşulu da denilmektedir. Buna göre topluma hiçbir seçenek dışarıdan zorla kabul ettirilmemelidir. Yani bireysel tercihlerden bağımsız, bu tercihlerin dışında bir sıralama zorla kabul ettirilemez.
Koşul2 ile birlikte ele alındığı zaman Arrow’un açıkça Paretonun oybirliği ilkesini göz önünde bulundurduğu görülmektedir. Nitekim serbest piyasa ile ilişki kurulmaktadır. Çünkü serbest piyasanın teorik kurallarına göre hiçbir tüketim türü ve kalıbı zorla tüketiciye kabul ettirilemez. Ancak siyaset planında durum farklılık göstermektedir. Şöyle ki,alınan kararlar karşı çıkanlara da uygulanmaktadır. Buna ilişkin olarak egemenlik kavramının “yumuşatılması” söz konusu olmaktadır. Nitekim tüketici değil,yurttaş egemenliği söz konusudur. Ve yargı ölçütü olarak beğeni değil,değer dikkate alınmaktadır.

Koşul 5: egemenliğin gerçekleşebilmesi için seçimin dışarıdan değil,gerçek anlamıyla içeride yapılması gerekmektedir. Ancak göz önüne alınan seçenekler ne olursa olsun,hiçbir bireyin tek başına sosyal tercih sırasını oluşturmadığı durumda yurttaş egemenliği korumuş olacaktır. Yani hiçbir bireyin tercihleri otomatik olarak toplumun tercihleriyle özdeşleşemez. Bu koşulada “diktatörlüğün olmaması” koşulu denmektedir.

Bu koşullar temelinde Arrow “olanaksızlık teoremini” oluşturmuş olmaktadır. “seçenek durum sayısı en az 3 olduğu zaman, bireysel tercih sıralarını koşul 1den koşul 5e kadar tüm koşulları aynı anda yerine getiren ortak seçim fonksiyonuna dönüştüren hiçbir toplama kuralı yoktur” Arrow bu 5 koşulun birbiriyle bağdaşmadığını,aynı anda bu koşulların tümünün yerine getirilmesinin olanaksız olduğunu savunmaktadır. Arrow,Condorcet paradoksunun özel bir karar alma sisteminin (çoğunluk ilkesine dayalı oylama)aksaklığından kaynaklanmadığını,aslında en mükemmel tercih toplama yönteminin de bu aksaklığı gideremeyeceğini illeri sürmektedir.

YORUM VE ELEŞTİRİLER
Öncelikle eleştirilerin başlıca 3 başlıkta toplandığının vurgulayalım. Birincisi,değer yargılarının dikkate alınmasını eleştirmektedir. İkinci grup eleştiri Arrow teoreminin ilgi çekici olmadığı noktasında toplanmaktadır. Üçüncü eleştiri ise Arrow koşullarının genel olarak kabul edilebilirliği üstünde toplanmıştır.

(i) İktisatçının tarafsız olması gerektiğini ileri süren bazı yazarlar Arrow un değer yargılarına yer verdiğini ileri sürmektedir. Oysa ki Arrow,bir çok değer yargısının birbirinin üzerine oturtulmasının tutarlı olup olmadığının araştırmaktadır. Bir başka deyişle, bazı değer yargılarını ön plana çıkarmamakta,bir karar alma kuralıyla,aynı anda birçok değer yargısının nasıl doyuma ulaştırılacağını araştırmaktadır.
(ii) Little!e göre arrow modeli yarasızdır. Çünkü iki seçenek arasında tercih ilişkilerini ele almakta ve bu ilişkinin sosyal içeriğini boşaltmaktadır. Arrow bir sosyal değerler bütününün olup olmadığını ortaya koymamaktadır. Bu nedenlede sosyal refah fonksiyonunun olanaksızlığı gösterilememiştir. Arrow teoreminin böylece diktatoryal bir düzende geçerli olduğu görüşü ileri sürülmektedir.
Little ın eleştirileri değerlendirilirken, Arrow un nesnel bir sosyal refah kavramını bulmaya çalışmadığının vurgulamak gerekiyor. Tam tersine Arrow böyle bir analizin olanaksız olduğunu belirtmektedir

(iii) üçüncü bir eleştiri ise analizin çerçevesi veya araçlarının niteliklerinden
çok,analizin içeriği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu grupta yer alıp iki yönde
gelişen eleştiriler,arrow un ulaştığı sonucun geçersiz olduğunu göstererek
serbest piyasada geçerli olan bireysel davranış aracılığıyla siyasi olguların
analizinin yapılabileceğini kanıtlamaya çalışmıştır. Şöyle ki:
_ Arrow koşulları yumuşatılarak söz konusu analizin serbest piyasa çerçevesinde gerçekleştirilebileceği ileri sürülmektedir. Bu bağlamda arrow un üçüncü koşulunda bir değişiklik önerilmekte,ağırlıklı oy ilkesinin teoreme sokulması gündeme getirilmektedir. Yani aslında üçüncü koşulun ortadan kaldırılması araştırılmaktadır. Gene bireyler arası karşılaştırmanın yapılıp yapılamayacağı söz konusu olmaktadır.

_ Black in tercihlerin “tek doruklu” olması koşulu eklenmektedir.

Arrow un koşullarına ilişkin eleştiriler özellikle birinci ve üçüncü koşullar üzerinde yoğunlaşmıştır.

Birinci koşul,bireysel tercihlerin toplanmasını ve çoğunluk oylamasına göre beliren ortak tercihin geçişme koşulunu yerine getirmesini öngörmektedir. Bu koşulu iki aşamada ele almak olanaklıdır.

1) sosyal seçim fonksiyonunun veri seçenekler arasında bir sıralamayı tanımlaması zorunlu olmaktadır. Bu sosyal seçim fonksiyonu bireyse tercihlerin sahip olduğu rasyonellik koşullarına sahiptir(örneğin geçişme)
2) tüm bireysel tercih sıraları için ortak tercih sırası oluşturulmaktadır.

Bu koşulun birinci öğesi Buchanan ve Tullock gibi yazarlar tarafından eleştirilmiştir. Bu yazarlara göre,belirli koşullarda ve belirli bir anda gerçekleştirilen ortak seçim,farklı koşullarda ve çevrede oluşmuş kararlardan bağımsız olmalıdır.yoksa rasyonellik veya ortak tutarlılık çoğunluğun gerçek zorbalığı elde edilir ve bu koşullarda azınlık,çoğunluğun kararlarına başkaldırmaksızın uzun süre dayanamaz.

Birinci koşulun ikinci öğesi ise çok genel olarak değerlendirilmektedir. Acaba tüm bireysel tercihleri kapsayan bir sosyal seçim fonksiyonuna ihtiyaç var mıdır? Arrow yaklaşımında ve deeee ortak seçimi bireyci temelde ele alan tüm yaklaşımlarda bireyin yalnız ve bağımsız olduğu varsayılarak, tercihini tüm etkilerden arınmış olarak yaptığı kabul edilmektedir. Oysa ki, toplum içinde yaşayan bireylerin davranış biçimleri bizzat toplum içinde yer alma sonucunda değişmektir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
elif_hci
Yönetici
Yönetici
avatar

Kadın
Zodyak : Kova
Mesaj Sayısı : 1871
Yaş : 28
Nereden : BURSA
Kayıt tarihi : 29/12/08
Rep Puanı : 0
Rep Puanı : 251

MesajKonu: Geri: Kamu maLiyesii Ders Notları Devamı   Ptsi Nis. 06, 2009 11:23 am

Dışsal Ekonomiler


Dışsal ekonomiler bir ekonomik birimin diğer ekonomik birim veya birimler üzerinde dolaylı olarak ortaya çıkardığı olumlu ve olumsuz etkileri ifade etmektedir. Eğer ortaya çıkan etki diğer firma veya kişinin fayda fonksiyonunu olumlu olarak etkiliyorsa pozitif dışsal ekonomiler, olumsuz yönde etkiliyorsa negatif dışsal ekonomiler söz konusudur. Diğer taraftan bir kişinin tüketim faaliyetleri sonucunda tüketimde pozitif dışsal ekonomiler, olumsuz olarak etkilenmesi durumunda ise tüketimde negatif dışsal ekonomiler ortaya çıkmaktadır.
Çelik üreten bir firmanın üretim yapısının teknolojik olarak geliştirilmiş yeni fırınlar alınmasıyla daha etkin bir hale getirileceği ve yeni ocakların eski ocaklara nazaran daha fazla hava kirlenmesine neden olduğunu varsayalım. Bu olayda çelik üreten firma yeni fırınlar nedeniyle üretim artışından dolayı içsel kazanç elde ederken, çevrede oturanlar hava kirliliği nedeniyle dışsal zarara uğrayacaktır. Devlet bu konuda negatif dışsallığın önlenebilmesi için üretici firmaya arıtma tesisleri yapabilmek veya daha kaliteli girdiler kullanabilmesi amacıyla sübvansiyon sağlayabileceği gibi, dışsallıktan zarar gören tüketicilere de katlanmak zorunda kaldıkları dış zararları kısmen de olsa azaltacak önlemler alabilmeleri maksadıyla sübvansiyon verilebilir.
Yapılan bir hizmet dolayısıyla dışsal etkilerle karşılaşılabilmektedir. Üretim faaliyeti sonucunda, üretici tarafından piyasada doğrudan katlanılan maliyet dışında, bu üretim faaliyetinin dışsal bir sosyal maliyeti de olabilmektedir. Bazı durumlarda belirli malların üretilmesi durumunda üreticiye olan direkt fayda yanında bir dışsal sosyal fayda da ortaya çıkabilmektedir
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
elif_hci
Yönetici
Yönetici
avatar

Kadın
Zodyak : Kova
Mesaj Sayısı : 1871
Yaş : 28
Nereden : BURSA
Kayıt tarihi : 29/12/08
Rep Puanı : 0
Rep Puanı : 251

MesajKonu: Geri: Kamu maLiyesii Ders Notları Devamı   Ptsi Nis. 06, 2009 11:23 am

HARÇLAR


Harç kelimesi, harcanan para, masraf anlamına gelir. Belirli kamu hizmetlerinden yararlananların veya kamu işlemleri yapanların devlete ödemeleri gereken paraya "harç" adı verilir. Harcın yükümlüsü, kamu hizmetinden yararlanan veya harca tabi işlemi yapan kişidir (Seyitoğlu, 1992:334).
Çevre sorunlarının giderilmesinde kullanılan ekonomik araçlardan bir diğeri de harçlardır ve çevresel kirliliğe yol açanlardan alınması gereken parasal karşılıklara harç adı verilmektedir. Çevre literatüründe "kirleten öder" olarak bilinen ilkeye dayanılarak harçlar değişik ülkelerde uygulama alanı bulmuştur. Harçlar genellikle yerinden yönetim birimlerince toplanmakta ve çevresel zararın giderilmesi ve tazmini amacını taşımaktadır.
Harç, verilen zarara eşit miktardan çok ortalamasına yakın bir düzeyde saptanmaktadır. Bazı zamanlarda bölgesel ve mevsimler dalgalanmalar harç katsayısının belirlenmesinde göz önüne alınmaktadır. Kirletici harçları ile ilgili dikkat edilmesi gereken konu kirletici harçlarının standart belirlenmesi yönteminin yerine geçmek amacı taşımadığı ve ancak standartları desteklemek amacıyla uygulanmalarının gerektiğidir (Yaşamış, 1995:163-165).
Bu açıklamalar ışığında harçların iki temel işlevi olduğunu söyleyebiliriz. Bunlar;
1. Teşvik Etkisi: Kirliliğe neden olan birimler açısından harçları ödemek alacakları önlemlerle kirlilik kaynaklarını ya da atıkları azaltmadan daha maliyetli olması durumunda , kirliliğe neden olan birimlerin atıkları azaltmayı tercih etmesi sonucu ortaya çıkabilecek teşvik etkisidir
2. Mali Etki:Toplanan fonların kirlilikle mücadelede kullanılması durumunda ortaya çıkan etkidir.
Bu etkilerden özellikle ikinci etkinin daha geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Gerçekte , harçların teşvik edici mekanizmayı harekete geçirecek ölçüde yüksek düzeylerde tespiti ender rastlanan bir durumdur.
Harçlarla ilgili olarak değişik uygulamalar karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle harçları sınıflandırma konusunda genel kabul gören bir yaklaşımdan bahsetme olanağımız yoktur. OECD'nin yaptığı bir sınıflamaya göre harçları 4 gruba ayırabiliriz.
1. Atık Harçları: Çevreye doğrudan bırakılan atıklar için yapılan ödemeleri ifade eder. Ancak atık harçlarının sınırlı bir rolü olduğu söylenebilir. Bu durumun başlıca nedenleri ise uygulama ve hesap yöntemlerinin karmaşıklığı ve elde edilecek gelirleri değerlendirecek ortak bir arıtım kuruluşunun olmamasıdır. Bu nedenle de kirlilikle mücadelede alınan önlemlere mali destek olma gibi bir işlevi vardır.
2. Hizmet Harçları: Atıklara uygulanan çeşitli işlemler nedeniyle hizmetlerin karşılığı olarak yapılan ödemelerdir. Örneğin yerel yönetimlerce alınan kirli suların toplanması için ödenen harçlar bu tip hizmetlerin normal fiyatı olarak kabul edilmemekte ve nadiren kirliliği azaltmaya yönelik ekonomik etki yaratmaktadır.
3. Üretimle İlgili Harçlar: Kirliliğe neden olan ürünlerin fiyatlarına, üretim ya da kullanma aşamalarında uygulanan harçlardır. Üretim harçlarının amacı, farklı ürünlerin göreli fiyatlarını değiştirmek ve/veya toplama ve işleme sistemlerini finanse etmektir.
4.Yönetimle İlgili Harçlar: Temel olarak permilerin teslimi ve permi sahiplerinin denetimi gibi işlevlerin kısmi veya tam finansmanını sağlamayı amaçlar.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
elif_hci
Yönetici
Yönetici
avatar

Kadın
Zodyak : Kova
Mesaj Sayısı : 1871
Yaş : 28
Nereden : BURSA
Kayıt tarihi : 29/12/08
Rep Puanı : 0
Rep Puanı : 251

MesajKonu: Geri: Kamu maLiyesii Ders Notları Devamı   Ptsi Nis. 06, 2009 11:24 am

Kamusal mal ve hizmetlerin özelliklerini şöylece belirtebiliriz:


1 – Kamusal malların arzının düzenlenmesi: Bu tür mal ve hizmetlerden hangilerinin, hangi miktarda üretileceğine kim karar verecektir? Özel malların arzını düzenleyen piyasa talebidir. Fakat bu durum kamusal mal ve hizmetler için geçerli bir durum değildir. Çünkü bunlar, özel mallar gibi bölünemez ve pazarlanamazlar. Pazarlanamayan bir mal ya da hizmete talep doğmaz. Talep doğmayınca fiyat da oluşmaz. Bu durumda piyasa ekonomisi düzeni içinde kar motifi ile çalışan özel firmaların toplumsal mal ve hizmetleri üretmeleri de mümkün değildir.
Bazı mal ve hizmetler bünyeleri gereği bölünebilirler; diğer bazıları ise bölünemezler. Bölünemeyen mal ve hizmetlerin sağladıkları fayda bireylere ayrı ayrı dağıtılamaz. Bunlar ancak toplumun istifadesine sunulabilirler. Bu tür mal ve hizmetler de kamu ekonomisi tarafından üretilir. Bunun da tipik örneği savunma hizmetleridir.
Kamusal mal ve hizmetlerin talebini düzenleyen siyasal karar alma mekanizması aynı zamanda bunların arzını da gerçekleştirir. Bütçe, siyasal sürecin bu alandaki tercihlerinin somut bir belgesidir.
2 – Tüketimde rakip olmama: Kamusal malların önemli bir özelliği de tüketimde rakip olmama halidir. Özel mallarda olduğunun aksine, toplumsal malı tüketen yani ondan faydalanan bir kimse aynı maldan diğerlerinin de aynı oranda faydalanmasına engel olmamaktadır.
3 – Tüketimden mahrum bırakılamama: Piyasada üretilen özel bir malın faydasının sadece bunların bedelini ödeyene tahsisi mümkündür. Gerçekten bu mal ve hizmetlerin faydasından sadece, bedelini ödeyip bunları satın alanlar faydalanabilirler. Aynı anda iki aç insan ve ortada da bir dilim ekmek varsa bu iki kişi tüketimde birbirinin rakibi durumundadır. Çünkü ekmeği ancak biri yiyebilecek diğeri ise aç kalacaktır. Oysa ki toplumsal mal ve hizmetlerde durum böyle değildir. Örneğin ülkenin dış tehlikelere karşı savunulmasından bazılarının yararlanması diğerlerinin de aynı şekilde yararlanmalarına bir engel teşkil etmez. Ancak bazen bir kısım kamusal mal ve hizmetlerin faydasından yararlanmada toplum yönünden bazı tabii ve bölgesel sınırlamaların mümkün olacağı düşünülmektedir.
Kamusal mallardaki tüketimde rakip olmama halinin mutlak bir kesinlik ifade edilmediğini ileri süren yazarlar da vardır. Bunlara göre tüketimde rakip olmama gerçek olmaktan çok teorik bir niteliktedir. Çünkü yol, adalet, polis ve itfaiye gibi hizmetlerin kapasiteleri sınırlıdır. Bunlardan yararlananlar çoğaldıkça diğerlerinin yararlanma imkanları daralmakta ve yavaşlamaktadır. Bu durum şayet belli bir sınır aşarsa sözü geçen hizmetlerden yararlanmak isteyenler bu hizmetleri piyasadan tedarik etme yoluna gideceklerdir. Polis ve itfaiye hizmetleri bu görüşün tipik örnekleridir.
4 – Piyasaya sunulamama (pazarlanamama): Bu özellik, sözü geçen mal ve hizmetlerin bölünemez nitelikte oluşlarının doğal bir sonucudur.
5 – Üretim hacminin büyüklüğü: Kamusal mal ve hizmetlerin, örneğin savaş ve benzeri dönemlerdeki milli savunma hizmetlerinin, fevkalade büyük hacimlerde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Normal dönemlerde ihtiyacın asgari seviyede olduğu dönemlerde dahi, sözü geçen hizmetin hacmi yine de piyasanın yeterli olamayacağı derecede büyüktür.
6 – Tüketimin bazen zorunlu kılınması: Kamusal mal ve hizmetlerden yararlanma bazen zorunlu olabilir. Tüketicinin belli bir hizmetten yararlanmak istememesi bazen bir önem taşımaz. Örnek olarak ilköğretim mecburiyetini gösterebiliriz. Yüksek öğrenim hizmetlerinden yararlanmak isteyenin arzusuna bağlı olmasına rağmen ilköğretim bütün vatandaşlar için zorunludur. Diğer bir örnek de milli savunma hizmetleridir. Topluma yani ülke bütününe sunulan bu hizmetten istese de istemese de herkes yararlanma ve bunun bedelini ödemek durumundadır. Toplum içinde bazı kişilerin bu hizmeti faydasız ve gereksiz görmelerinin ve bunun bedeline katılmak istememelerinin hiçbir anlamı ve önemi yoktur. Öyle ki, bu hizmetin gereği olarak herkes hizmetin kamusal bedeli veya fiyatı olarak belirlenen vergiyi ödemek zorunda oldukları gibi; bu hizmet içinde bedeni ve fiziki bir mükellefiyet olarak belirlenen askerlik hizmeti veya benzeri mükellefiyetleri de yerine getirmek zorundadırlar.
Kamusal mallar, ulusal ve bölgesel düzeyde ele alınabilir. Ulusal düzeydeki mal ve hizmetler, özelliklerinden dolayı ağırlıklı olarak merkezi yönetimce sağlanmaktadır. Faydaları genellikle ülke sınırlarının tümüne yayılan ve ulusal düzeyde bölünmez olan ulusal güvenlik, adalet gibi hizmetlerin merkezi yönetim dışındaki kurumlarca üretilmesi mümkün olmamaktadır. Bu ekonomik faktörlerin yanı sıra, gelenekler ve devletin egemenliğine ilişkin diğer yasal faktörler de bu hizmetlerin merkezi yönetimin dışında, kalan birimlerce üretilmesine olanak vermez.
Bir kısım kamusal malların faydaları ise, bölgesel düzeyde bölünmezdir. Bir bölgedeki çevre kirliliği , yol yapımı, bir sokağın aydınlatılması vb. hizmetlerin faydalarından, ulusal sınırlar içindeki toplumun tümü faydalanamaz. Öte yandan o bölgede yaşayan insanların tümü bu hizmetlerden yarar sağlar, bu hizmetlerin faydasını bölmek mümkün değildir. Büyük kentlerde hava kirliliğine karşı alınacak önlemler bu kentlerde oturanlara yarar sağlar, bazı bölgelerdeki su baskınlarından korunma önlemleri, çevrenin tarihsel ve doğal güzelliklerin korunması amacıyla alınacak önlemler de bölgesel düzeydeki bölünmez hizmetler arasında yer alır . Bölgesel düzeydeki kamusal malların yönetimler arasında paylaştırılabilmesi ve bu tip mal ve hizmetlerin yerel çevre ile olan yakın ilişkileri nedeniyle yerel yönetimlerce karşılanır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
elif_hci
Yönetici
Yönetici
avatar

Kadın
Zodyak : Kova
Mesaj Sayısı : 1871
Yaş : 28
Nereden : BURSA
Kayıt tarihi : 29/12/08
Rep Puanı : 0
Rep Puanı : 251

MesajKonu: Geri: Kamu maLiyesii Ders Notları Devamı   Ptsi Nis. 06, 2009 11:24 am

KAMUSAL MAL ve HİZMETLER


Toplumu oluşturan insanlardan her birinin ayrı ayrı maddi ve manevi birtakım ihtiyaçları vardır. Kişisel nitelikteki bu ihtiyaçların kaynağı, insanların fizyolojik ve psikolojik varlıklarıdır. Örneğin giyinmek, karnını doyurmak, eğlenmek ve ısınmak bu tür ihtiyaçların tipik örnekleridir.
İnsanlar yalnız başlarına yaşayamazlar; bir araya gelmek suretiyle bir toplumu oluştururlar. Bunun organize şekline de devlet adı verilir. Bu toplum halinde yaşayış, ortaya başka tür bir takım ihtiyaçların çıkmasına sebebiyet verir. Mesela iç ve dış güvenlik ile adaletin sağlanmasına ihtiyaç duyulması toplum halinde yaşamanın bir sonucudur. Tek başına yaşayan bir insanın elbette ki milli savunma, asayiş ve adaletin temini, diplomasi gibi hizmetlere ihtiyacı yoktur.
İster bireylerin hissetmelerinden isterse idare edenlerin kararlarından kaynaklansın kamusal ihtiyaçları giderecek mal ve hizmetler, bunların iktisadi niteliklerinden dolayı piyasada üretilememektedir. Bu durumda devletin devreye girmesi ve hizmetlerin kamu ekonomisi kesiminde üretilmesi kaçınılmazdır. Çünkü bunların tatmini toplumun tümüne yarar sağlamaktadır.
Kamu ekonomisinin ekonomik açıdan, ortaya çıkış sebebi ve görevi, piyasada optimum kaynak dağılımında ve tam rekabetten sapmalar nedeniyle ortaya çıkan sorunları telafi etmektir. Kamu ekonomisinin ortaya çıkış nedenlerinden bir diğeri de mal ve hizmetlerin özellikleridir. Bu nedenle bu mal ve hizmetlerin ayırımını yapmada fayda vardır. Ekonomide optimumu sağlama açısından mal ve hizmetlerin kimler (kamu ve özel olarak) tarafından üretilebileceğini bu mal ve hizmetlerin özelliklerine bağlı olarak belirlemek mümkündür. Bu anlamda kamusal mal ve hizmetleri 3 ana başlık altında toplayabiliriz:
1. Tam kamusal mal ve hizmetler
2. Yarı kamusal mal ve hizmetler
3. Özel mal ve hizmetler




Mal ve hizmetlerin kamusallık derecesini belirleyen etmenler kamusal malların;
1. toplumun bireyleri tarafından ortak tüketime konu olması,
2. dışlamanın olmaması,
3. tüketim düzeyinin herkes için aynı ve sunulan miktara eşit olması,
4. tüketimde rekabetin olmamasıdır.

TÜKETİMDE Rakip Rakip değil
Dışlama mümkün A C
Dışlama mümkün değil B D
Musgrave & Musgrave
Musgrave yaklaşımına göre; mal ve hizmetler, tüketimde rekabetin ve dışlamanın olup olmamasına göre sınıflanmaktadır. A mal/hizmeti için tüketimde rekabet ve dışlama vardır. Bu durumda fiyat mekanizması yoluyla ödeme arzusu yüksek olan birey bu mal/hizmete sahip olarak diğerlerini tüketim dışında tutabilir. A özel bir mal/hizmettir. D durumundaki mal/hizmet ise tüketimde rekabet ve dışlamanın olmadığı bir durumu göstermektedir ki bu tam kamusal mal/hizmetlerin temel özelliğidir. B ve C ise karma mal/hizmettir. B mal/hizmetinde tüketiciler rakip durumdadır. Birinin yararlanması diğerinin yararlanma olanağını ortadan kaldırmamaktadır. Ancak bu durumda diğer tüketicilerin payı azalır. C mal/hizmetinde ise ilave tüketimin marjinal maliyeti sıfırdır. Ancak ek miktarın marjinal maliyeti sıfır değildir. Mevcut miktardan bazı tüketicilerin yararlanması engellenebilir ancak bu engelleme tüketicileri dışlayana ek bir fayda sağlamaz.

Tam Kamusal Mal ve Hizmetler
Tam kamusal mal ve hizmetler toplumun ortak ve eşit kullanımına konu olan mal ve hizmetlerdir. Tam kamusal malların herhangi biri tarafından tüketimi sonucu olarak, aynı malı başka bireylerin tüketim olanaklarında herhangi bir azalış olmamaktadır
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Kamu maLiyesii Ders Notları Devamı   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kamu maLiyesii Ders Notları Devamı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» açık öğretim

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türkçe Yardım Forumu Servisi ( www.webyardim.org ) 2008 - 2017 :: AÇIK ÖĞRETİM FAKULTESİ (Anadolu Üniversitesi) :: Ders Notları & İpuçları :: 2. Sınıf Ders Notları-
Buraya geçin: